7’den 77’ye… Birlikte Düşünmek

Geçtiğimiz ay okulların yüz yüze eğitime başlamasıyla birlikte velilerden, öğretmenlerden ve öğrencilerden pek çok geri bildirim alma fırsatım oldu. Bir buçuk yıl boyunca evde kapalı kalan çocuklar ve ergenler tekrar sosyalleşmeye başlarken veliler ve öğretmenler sıklıkla “sanki adapte olamadı”, “halen yavaş”, “çok sessiz” ve, sanırım en önemlisi, “yaşına göre davranmıyor” gibi gözlemlerini paylaştılar.

Pandeminin en şiddetli zamanları o kadar olağanüstü şartlar meydana getirdi ki bir ergenin sosyalleşmesini ilk sırada tutacak durumda değildik. Yaşanan kayıplar, çevrim içi çalışmaya geçiş, sağlık çalışanlarının insan üstü çabaları, aşı çalışmalarının belirsizliği, eve gelen her şeyin yıkanması sırasında bazı şeyler önceliklerini yitirmişti. Ancak okulların açılmasıyla birlikte göz ardı ettiğimiz ergenin zihnini ve duygularını yeniden ve hep birlikte düşünmek zorundayız.

Öğretmenler sanki hiç kaygı yaşamamış, onların kayıpları olmamış, maskeyle ders anlatmaları normalmiş ve düzenleri değişmemiş gibi davranan bir yönetici, öğretmenlere; öğrencilerin gelişimi hiç sekteye uğramamış gibi okula uyum sağlamasını bekleyen öğretmen, ergenlere; velilerin maddi ve manevi kayıpları olmamış gibi tam desteklerini koşulsuz vermesini bekleyenler de velilere yeterli alanı açmamış oluyor.

Beklenen Yerden mi yoksa Kaldığı Yerden mi?

Öğrencilerin gelişimi nasıl yavaşlamış olabilir? Gelin biraz çocukları ve ergenleri düşünelim. Yıllar boyu sabahları okula, okul çıkışı spora, derse, dershaneye, dil okuluna, hafta sonları etkinliklere gitmeye alışmış bir ergeni düşünün. Bir buçuk yıl boyunca alışkanlıklarından, bireyselleşme yolculuğundan ve ebeveynleriyle ayrışma serüveninden neredeyse vazgeçmek zorunda kalmış fakat bu sırada da yaşı büyümeye devam etmiş bir ergen. Bir de kendi kararlarını almaya başlamışken evde ebeveynleri ile karantinada kaldığı süre içerisinde ne yiyeceğine, içeceğine karar veremeyen, sosyalleşmesini uzaktan yaşayan, fiziksel olarak kendisini göstereceği, uyarılar alacağı/vereceği ortamı olmayan bir çocuk hayal edelim. Düşlediğiniz çocuğun ve ergenin korkularını da unutmayın. Örneğin kızdığı veya kötü sözler söylediği için ebeveyninin Covid-19 nedeniyle öleceğini düşünen ve tüm kızgınlığını içinde tutmak zorundan hisseden bir çocuk. Hatta yakınlarını hastalıktan ötürü kaybetmiş yaslı bir ergen.

Yukarıda düşündüğümüz çocuk ve ergen aslında gelişimsel olarak biraz yerinde saymış hatta geriye gitmiş gözüküyor. Tam da bu sebeple bir öğrenci yeni okul sezonuna, okul yöneticilerinin, öğretmenlerinin ve velilerinin beklediği yerden değil de “kaldığı yerden” devam edebilir. Yani bir buçuk sene öncesinden. 11. Sınıf öğrencisi 9. Sınıfı bitirmek üzere olan bir ergenin tepkilerini verebilir. Beşinci sınıf öğrencisi, evdeki ve okuldaki kuralları unutmuş ya da uygulamakta zorluk çekiyor olabilir.

Yetişkinlerin yapması gereken tüm bu değişimlerin, yasın ve çocuğun gelişiminin üzerine düşünmek. Mümkünse de birlikte düşünmek. Panikleyen, heyecanlanan veya susan çocuğa dair beklentilerimizi oluştururken önceliğimizi doğru ve gerçekçi bir şekilde belirlemek ve çocuğa alan açmak gerekiyor.

10 puan 10 puan 10 puan

Çocuğa alan açmak, çocuk ile birlikte düşünmek ve değer vermek deyince aklıma pazar günlerinin değişilmez rituellerinden biri olan Adam Olacak Çocuk geldi. Bundan tam 33 sene önce 22 Ekim 1988’de ilk bölümü yayınlanan Barış Manço ile 7’den 77’ye programının en uzun süren bölümlerinden biriydi. Katılmayı isteyip istemediğimi tam hatırlamıyorum ama programın en sıkı takipçilerinden biriydim. Bazı çocuklar Barış Manço’nun sorduğu sorulara güle oynaya cevap verir, seçtikleri şarkılarını hiç takılmadan söylerken, bazıları sus pus oturur belki bir iki kelime duyardık. Mikrofon boylarına göre ayarlanır, hepsinin sesinin stüdyoda ve yayında eşit çıkması sağlanırdı. Mikrofonun başında nasıl bir performans sergilediklerinden bağımsız, sahneden indiklerinde hepsi eşit alkış ve puan alırdı.

Cem Gezgör’ün yönetmenliğini ve tüm arşiv çalışmalarını üstlendiği, benimse yapımcı olarak yer aldığım Turkish Music Trailblazers YouTube kanalında Kurtalan Ekspres’in bas gitaristi Ahmet Güvenç 7’den 77’ye programını ve Adam Olacak Çocuk bölümünü şöyle anlatıyor. ( İlgili bölüm 17. dakika 55. saniyede başlıyor)

Barış Manço Adam Olacak Çocuk yapıyor. Mini mini bir kuş donmuştu falan filan. Bize dedi ki “Ahmet, Bahadır siz de çalın!”. “Ya Barış ne çalacağız, Allah aşkına! Mini mini bir kuş donmuştu mu çalacağız?” dedik. “Öyle düşünme!” dedi Barış. “Nasıl düşüneyim” diye sordum. “Şöyle düşün: Biz çocuklara o kadar önem veriyoruz ki, Ahmet Abileri bile onlara eşlik ediyor” dedi. Bak! Benim şu anda ders verdiğim bir okulum var, bunların hepsi o lafın arkasından geldi!

Belirsizliklerle dolu pandemi sürecinin yeni bir aşaması olan “yeniden” yüz yüze eğitim kısmında da tıpkı Barış Manço’nun Ahmet Güvenç’e önerdiği gibi farklı bir düşünce yapısına ihtiyaç var. “Neden böyle yapıyor?” sorusunun üzerine yargılamadan, suçlamadan, kısa yollara başvurmadan gitmek gerekiyor. 7’den 77’ye… Tüm paydaşların, hep birlikte!

7’den 77’ye… Birlikte Düşünmek” için 2 yorum

  1. Sevgili Can,Cem hissettiğim duyguları kelimelerle ifade etmem mümkün değil; boynuz kulağı geçer derler ya siz bizi çoktan geçtiniz .Çok güzel ifade ediyorsunuz günümüzü ve duygularımızı….Sizinle gurur duyuyorum ,yolunuz açık olsun yavrum

    Beğen

  2. Can ne güzel yazmışsın
    Başka bir görüş açısı kazandım
    Kalemine sağlık
    Seninle gurur duydum
    Başarılar sevgiler🙏👏🇹🇷💕

    Beğen

Yorum bırakın