Önümüzdeki haftalarda, epeydir ihmal ettiğimiz, podcast serimiz Psikoloji Söyleşileri’nin yeni bölümleri için meslektaşım Levent Kurt ile birlikte tekrar mikrofon başına dönmeyi planlıyoruz. Kaynakların gözden geçirilmesi, yeni makalelerin okunması ve ortak başlıkların belirlenmesi ile geçen zamanın ardından sanırım hazırız.
Gündemimizdeki konulardan bir tanesi ergenlik. Hani şu sürekli incelenen, ebeveynlerin hiç yaşamadıklarını iddia ettikleri, ergenler için ise hüzünlü ve melankolik geçen dönemden bahsediyorum. Bölümün içeriğine dair bilgi verip heyecanı kaçırmak istemiyorum fakat 14 Kasım ergenlik hakkında yazmak için uygun bir tarih.
14 Kasım 1840 Claude Monet’nin doğum günü. 14 Kasım 1950 ise Orhan Veli’nin hayatını kaybettiği gün. Monet öncüsü olduğu İzlenimci (Empresyonist) hareket ile resim sanatındaki en büyük devrimcilerden biri olarak kabul edilirken, Orhan Veli de Garip Hareketi’ni başlatan ve Türkiye’de şiir alanında bir devrimi gerçekleştiren şair olarak anılır.

Monet’nin başlattığı devrimin tohumları ergenliği sırasında ziyaret ettiği Louvre’da ve Paris’te atılır. Tanıştığı pek çok ressamın eski ressamları taklit ettiklerini ya da eğitim gördüğü yerdeki pencerenin manzarasının el verdiği ölçüde doğayı resmettiklerini fark eder. Bu tarz ona hiç uygun değildir. Malzemelerini toplayıp binadan çıkar, resimlerini hep açık havada çizmeyi tercih eder. Öğretmenleri tarafından başkaldırıcı ve saygısız bulunan bu tutumundan vazgeçmez. Yıllar içinde intihara kalkışacak kadar tökezlediği zamanlar geçirir ancak 1874’teki ilk empresyonist sergide yer alan Gün Doğumu (Impression, soleil levant) eseriyle yepyeni bir dönemi başlatır. Tabii ki eleştiriler hatta alaycı yazılar da ardı ardına gelir. Eleştirmen Leroy, Monet’nin Gün Doğumu eserinin en fazla bir eskiz olduğunu ve bitmiş bir çalışma olarak adlandırılamayacağını açıklar hatta eserin Fransızca ismi olan Impression’u kelime oyunu yapmak için kullanır. Ancak onun alay etmek için kullandığı Impression kelimesi kısa süre içerisinde sanat camiası tarafından Monet’nin devriminin (empresyonist akım) ismi olur.

Paris’i hissetmek için kendini sokaklara atan Monet gibi güneşli bir günü doyasıya yaşamak için memuriyetinden istifa eden Orhan Veli, şiir yazmaya ilkokulda başlar. Lisedeki edebiyat öğretmeni Ahmet Hamdi Tanpınar’dır. Şiir üzerine düşünceleri Tanpınar’ın da etkisiyle ergenliğinde oluşmaya başlar. 1941’de Oktay Rifat Horozcu ve Melih Cevdet Anday ile birlikte çıkardığı Garip isimli şiir kitabı ile çok tepki çeker. Asım Bezirci, “Orhan Veli: Yaşamı, Kişiliği, Sanatı, Eserleri” isimli kitabında Orhan Veli’nin eserlerinin , “önce şaşkınlık ve yadırgama, daha sonra eğlenme ve aşağılamayla karşılansa da hep ilgi uyandırdığını” yazar. Sait Faik Abasıyanık da 1947 yılında Yenigün dergisi yazısında Orhan Veli’yi “üzerinde en çok durulmuş, zaman zaman alaya alınmış, zaman zaman kendini kabul ettirmiş, tekrar inkâr, tekrar kabul edilmiş şair” olarak tanımlar. Orhan Veli’nin yarattığı yeni akımda kendisinin fiziğinin ve hayat tarzının da önemli rol oynadığı savunulur. Adnan Veli Kanık, kardeşini “Dudakları eni konu etliydi. Burnu tümsekliydi. Yüzü gençlikte çıkardığı ergenlik sivilceleri sebebiyle pürtüklüydü” diye anlatır. Sait Faik ise “ergenlik bozuğu” diyerek tanımlar arkadaşının yüzünü.
Monet ve Orhan Veli’nin hayat hikayelerinde açıkça görüyoruz ki sanat ve edebiyat alanında yapılan devrimlerde ergenlik döneminden kalan bir izin, bir gözlemin veya hatırlanan bir tavrın çok büyük etkisi var. Bu kadar önemli olan ancak yazının başında tanımlamadan geçtiğimiz “ergen” kavramını, Monet ve Orhan Veli için sarfedilen ve yazı boyunca koyu yazı tipiyle işaretlediğim sözlerle anlatmaya çalışayım:
Toplum tarafından zaman zaman büyüdüğü inkar edilen, yadırganan, çoğunlukla yetişkinler tarafından alaya alınan, aşağılanması halinde tepki olarak her şeyi alaya alabilen, bedeni ve sivilceleri hariç her şeyle eğlenebilecekmiş gibi görünen, ansızın şaşırtıcı, başkaldırıcı, saygısız olarak görülebilecek davranışlar sergileyebilme potansiyeline sahip, duygularını bitmemiş bir sanatı eserini andıran acelecikle deneyimleyen, yetişkinlikten önceki son virajı barındıran bozuk satıhlı yolda yürüyen ve kendini kabul ettirme arzusundaki genç yetişkin
Koyu yazılmış kelimeler: Başkaldırıcı, saygısız, bitmemiş bir çalışma, şaşkınlık, yadırgama, eğlenme, aşağılama, zaman zamanalaya alınmış, zaman zaman kendini kabul ettirmiş, tekrar inkar, tekrar kabul, sivilce, ergenlik bozuğu
Monet ve Orhan Veli ile ergenliğimde tanıştım. Anlamakta zorlandığım duygularımı keşfetmeme Monet, anlatmakta zorlandıklarımı dile getirmeme ise Orhan Veli yardımcı oldu. Yukarıda tanımlamaya çalıştığım garip(!) dönemdeki önemli eşlikçilerim arasında olduklarını podcast için hazırlanırken bir kez daha fark ettim ve her ikisini de anmadan geçmek istemedim. Yeni podcast bölümlerinde ve yeni yazılarda görüşene dek sanatla ve edebiyatla kalın!